Braille Alfabesi / Bursa Şehir Gazetesi / 2013

2022-02-03 00:55:00

BRAİLLE ALFABESİ

 

Görme engelli insanların parmaklarıyla dokunarak okuyup yazabildikleri bir tür alfabe sistemidir. Tek bir harfin okunabilmesi için bu sistem toplamda 6 noktadır ve 3 noktanın üst üste gelmesiyle oluşan iki sütundan ibarettir. Herhangi bir harfin oluşumu ise, kabartılmış olan noktalara dokunarak anlaşılabiliyor. Noktalardan her biri 64 farklı kombinasyondan birini oluşturması için farklı şekillerde dizilir. Örnek verelim; sol sütunun üstten alt alta iki adet kabartılmış noktası B harfidir. Bu bağlamda bir isim örneği verecek olursak. Mesela Nezir ismi toplamda 30 noktadan oluşur. Ve 16 adet noktası kabartmadır. Diğer 14 nokta ise boşluk ya da dairedir.

 

Bu yazı sistemi tablet ve daktilo ile de kullanılıyor. Tablet; metal ya da plastikten yapılan, birbirine bağlı iki parçadan meydana gelen ve harf aralıkları eşit delikler bulunduran bir materyal. Kâğıt tabletin içine yerleştirilir ve ucu sivri bir kalemle bastırılarak harfler oluşturulur. Tabletin üstten bastırılma nedeninden dolayı noktalar alta geliyor. Bu sebeple yazı sağdan sola yazılmış oluyor. Kâğıdın tabletten çıkarılması ile birlikte normal şekilde soldan sağa doğru okunuyor.

 

LOUIS BRAILLE

Alfabeye adı verilen ve görme engelli insanların hayatına ışık tutan bir araştırmacı, matematik, cebir, geometri, tarih, coğrafya, dilbilgisi, kompozisyon, İngilizce, Latince ve Yunanca dilbilgisi üzerine dersler alan, bunun yanısıra piyano, org, viyolonsel ve keman gibi enstrümanları da çalabilen, gözleri görmeyen âmâ bir Fransızdır. Kezâ körler alfabesini tanımak isteyen her insanın muhakkak hayatını okumasını tavsiye ediyorum. Louis Braille 3 yaşlarındayken hayatından bir kaza geçer. Fransa’da Coupvray kasabasında yaşamaktadır. Babasının evindeki deri çanta ve ayakkabı atölyesine oynamak için gider. Bıçakla oynamaya başlar. Ve o sırada elindeki bıçak sol gözüne saplanır. Babası onu şifalı bitkilerle tedavi eden bir kadına götürür. Birtakım karışımlarla elde edilen su Braille’nin gözüne damlatılır. Acısı diner fakat ters tepki olarak iç kanamaya döner. Zaman sonra doktora gidilir fakat gecikilmiş bir durum olduğu için diğer gözü ile birlikte 4 yıl içerisinde tamamen görme yetisini kaybeder. İçine kapanık bir hayatı vardır artık. Fakat bu durgunluk ona göre değildir.

 

Louis Braille bir Rahiple tanışır. Ve ondan eğitimler almaya başlar. Rahip sonra, öğretmen olan arkadaşıyla tanıştırır ve okuluna aldırır. İki yıl sonrasında dünyada ilk olduğu bilinen görme engelliler okuluna 10 yaşında başlar. 60 kişilik okulun en küçüklerindendir. Buradaki öğrencilerin eğitim yapabileceği kitaplar vardır fakat bir harfin uzunluğu 8 santimdir. Dolayısı ile kitaplar çok ağır ve sıkıcı bulunmaktadır. Toplam 14 kitap bulunmaktadır. Hatırlar mısınız, kulaktan kulağa diye bir oyun vardı çocukluğumuzda. Ve en son kişinin söylediği ile ilk söylenen kelime arasında anlamsız bir söz çıkardı. İşte bu okulda da böyle bir eğitim vardı. Öğretmen sözlü olarak en zeki 3 öğrenciye anlatır. Onlarda diğer 3 öğrenciye kulaktan kulağa anlatır. Bu sebeple bilgiler hep eksik kalır ve okuma yazma öğrenemeyen epeyce çocuk sınıfını geçemezdi. Braille tüm bu olumsuzlukları düşünür ve bir gün babasına şöyle der “Körler dünyanın en yalnız insanlarıdır. Sesleri tanıyarak her şeyi anlayabilirim. Bastonumla her yere gidebilirim. Ama kolayca okuyacak kitapları bulunmayan körler her zaman bilgisiz ve câhil kalacaklar.”

 

Louis’de bunları düşünmeye ve tüm körlerin daha kolay okuyup yazabileceği fikir geliştirmeye başlar. Birçok denemeler yapar. Braille, askeri amaçlar için kullanılan “Gece Yazısı”nı bulan Kaptan Charles Barbier ile tanışır. Bu yazı tekniği mukavva üzerine nokta ve çizgileri kabartılarak yapılan bir işlemdir. Fakat âmâlar için pek uygun değildir ve buradan yola çıkarak kabartma denemelerine en az 3 yıl devam eder. 16 yaşında iken parmaklarla hissedilebilen bir yazı sistemini bulur. Ve bunu zamanla çok basit hâle getirmeye çalışır. Çizgileri kullanmayı bırakıp, duyarlılık açısından daha verimli olacağına inandığı noktaları kullanmaya başlar. Böylelikle 1829 yılında büyük amacına ulaşır ve 20 yaşındayken tüm alfabeyi 6 nokta etrafında düzenler. Öyle ki bu sistem noktalama işaretlerini ve kısaltmaları da kapsar. 1834 yılında bütün metotları ile sistem hazır hâle gelir.

 

Louis kendi okulunda eğitim vermeye başlar. Ders kitaplarını hazırlar ve bunları müzik notalarına uyarlamayı da başarır. Fakat henüz evrensel olarak bunu kabul ettirememiştir. Sadece öğretmenliğini yaptığı enstitüde kullanılır. Ve bir zaman sonra bu yazı okulda yasaklanır. Çünkü resmi olarak benimsettirmesi gerekecektir. Döneminin hükümeti ile görüşmeler yapar fakat cevap bulamaz. Ve 30 yaşında tüberküloz hastalığına yakalanır. Derslerine devam eder. 43 yaşında 06 Ocak 1852 yılında şu sözü söyler ve vefat eder. “Vazifemi yerine getirdim. Ben artık gidiyorum”. Braille’nin alfabesi ise ölümünden 2 ay sonra resmiyete kavuşur. O dönemde âmâlar için birçok okuma yazma tekniği bulunmaktadır. Bu karışıklığı ortadan kaldırmak isteyen İngiliz Doktor Armitage büyük bir araştırma başlatır. Kendisi de sonradan âmâ olan birisidir. Amacı tek bir evrensel okuma yazma tekniğini buluşturmaktır ve o şu an 46 dilde kullanılan Braille alfabesidir.

 

Kim bilir, bir bakmışsınız görme engelliler için sanatsal bir Hat kitabı çıkartacak olabilirim. Tüm âmâlarımıza gönülden selam ve muhabbetlerimle.

 

Yazı Yolcusu

Bursa Şehir Gazetesi

2 Aralık 2013

.